-
Sezer KOYUN
Tarih: 17-09-2025 22:48:00
Güncelleme: 23-09-2025 01:44:00
Uluslararası kuruluşlar Türkiye’ye güvenmeye başlıyor,
ama; vatandaş hâlâ, bakkal defterine taksitli yazıyor.
Fitch geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin kredi notunu B+’dan BB-’ye yükseltti.
Resmî açıklamada gerekçe net:
sıkı para politikası, rezervlerde toparlanma, bütçede disiplin vaatleri.
Yani, Londra’daki analistlere göre;
Türkiye artık, “biraz daha güvenilir” bir ekonomi.
Ne hoş!
Ama; gelin bu tabloya biraz içeriden bakalım.
Çünkü;
Fitch’in raporunu gören yatırımcıyla,
pazarda domates fiyatını gören vatandaş, aynı dünyada yaşamıyor.
Rakamların iki yüzü
Kredi notu BB- oldu diye sevinelim mi?
Evet, teknik olarak bir üst basamağa çıktık.
Ama; hâlâ “yatırım yapılabilir” seviyenin çok uzağındayız.
Türkiye’nin 2013’te aldığı o ünlü “BBB-” notunu hatırlayalım:
O dönem; kişi başına gelir 12 bin 500 dolar civarındaydı,
enflasyon tek haneliydi, işsizlik yüzde 9’un altına inmişti.
Bugün ise; kişi başına gelir hâlâ 12 bin dolar eşiğinde,
enflasyon yüzde 51,97, işsizlik yüzde 9,6 seviyesinde.
Ayrıca; dış borç verilerine bakalım:
2002’de Türkiye’nin toplam dış borcu 130 milyar dolar civarındaydı,
milli gelire oranı yüzde 54’tü.
Bugün dış borç 514 milyar dolara dayandı.
Oran, yüzde 48’e inse de miktar tarihi zirvede.
Yani; rakamlar büyüdükçe borcun ağırlığı da artıyor.
Rezervler mi?
Merkez Bankası’nın brüt rezervi, 140 milyar doları geçti, evet.
Ama; swap hariç net rezerv hâlâ kısıtlı.
Yani; kasada görünen para, aslında başkasının ödünç verdiği para olabiliyor.
Kısa Hikâye: Karnedeki Notlar
Kredi notunu; en iyi, okul karnesi benzetmesiyle anlayabiliriz.
Düşünün:
Bir öğrenci var, yıllarca sınıfta kalmamak için idare etmiş.
Geçen yıl notu B+, yani “zayıf ama çabalıyor”.
Bu yıl ise; BB-’ye yükselmiş.
Yani; hâlâ pekiyi değil, hâlâ sınıfın gerisinde,
ama; öğretmen, karnesine küçük bir “yükselme” notu düşmüş.
Ama asıl mesele şu:
Üniversiteye giriş için en az BBB- lazım.
Yani; yatırım yapılabilir seviyeye geçmeden, hâlâ okulun kapısında bekliyoruz.
Öğretmen “çalışırsan olur” diyor,
öğrenci de “bak bu dönem ders çalıştım” diye anlatıyor.
Fakat; kantinde tost hâlâ çok pahalı, okul servisi hâlâ gecikiyor.
Öğrenci, notla değil; günlük hayatın maliyetiyle sınanıyor.
Tarihten Dersler
Şimdi biraz geçmişe gidelim.
1994 krizinde; Türkiye’nin notu, çöp seviyesine indirilmişti,
faizler bir gecede yüzde 400’e çıkmıştı.
2001 krizinde; IMF programıyla, not yavaş yavaş yukarı çekildi,
ama; bunun karşılığı, ağır bir resesyon ve yüz binlerce işsizlikti.
2013’te, yatırım yapılabilir ülke notuna çıkıldığında ise;
ekonomi politikasında, görece istikrar vardı.
O notla birlikte, Türkiye’ye milyarlarca dolar sıcak para girmişti.
Ama; yatırım yapılabilir seviyede kalmak yerine,
düşük faiz takıntısı ve siyasi müdahaleler nedeniyle; not hızla geriledi.
Bugün geldiğimiz yer, tam da bu döngünün yeni sahnesi.
Fitch “politikalar doğru yolda” diyor,
ama; aynı cümlede “riskler devam ediyor” notunu düşmeyi unutmuyor.
Çünkü; uluslararası kuruluşların hafızası güçlüdür:
Daha önce faiz artırılmış, ama; kısa sürede “nas var” diyerek;
geri dönülmüş bir ülkeyi, not; tek başına kurtarmaz.
Vatandaşın Karnesi
Peki, bu not kime yarıyor?
En başta Hazine’ye.
Türkiye’nin dış borçlanma faizini birkaç puan aşağı çekiyor,
Eurobond ihraçlarında, biraz daha rahat nefes aldırıyor.
Büyük şirketler için de benzer:
Uluslararası piyasalardan daha uygun koşullarla borç bulabiliyorlar.
Ama; vatandaşın karnesine baktığımızda, tablo farklı.
Kredi faizleri hâlâ yüzde 50’lerin üzerinde.
Konut kredisi almak, neredeyse; hayal, ihtiyaç kredisi çekmek bile cesaret istiyor.
Halk için not artışı, ekmek kuyruğunda bekleme süresini kısaltmıyor.
Tam tersine, sıkı para politikasıyla birlikte; iç talep daraldığı için işsizlik riski artıyor.
Yani; “iyi not”, şirketlerin bilançosunu güzelleştirirken,
hanelerin bütçesini zorlamaya devam ediyor.
Bakkal defterine yazılan veresiye, Fitch raporunda görünmüyor.
Ama; gerçek ekonomi orada dönüyor.
Bir vatandaşın gözünde Fitch’in “BB-”si,
sadece; ekmek fiyatının yüzde 30 artmadığı bir ay, kadar anlamlı.
Tarih Tekerrür mü Eder?
Osmanlı’nın son döneminde de benzer tablolar vardı.
Avrupa bankaları Babıali’ye kredi açar,
karşılığında; Düyun-u Umumiye gelirleri teminat gösterilirdi.
Raporlarda, “Osmanlı maliyesi disipline girdi” yazardı.
Ama; halkın cebinde o disiplin;
daha ağır vergiler ve daha pahalı ekmek olarak hissedilirdi.
Bugün de çok farklı değil:
Uluslararası kredi notları, içerideki vatandaş için çoğu zaman; bir “dışarıya vitrin makyajı”dır.
Sonuçta; Fitch’in verdiği BB- notu,
hükümet için uluslararası bir “teşekkür belgesi.”
Ama; vatandaşın cebinde hâlâ “geçim derdi” yazıyor.
Not yükseliyor, ama; hayat pahalılığı hâlâ, sınıfta bırakıyor.
- Barış, ekonomi ve ara bölgedeki KOBİ
- Orta güçlerin orta sınıfı
- Yeni imparatorluklar, eski borçlar
- Devlet garantili açmaz
- Kızıl çizgiler ve boşalan Kkasalar
- Kafkasya’da stratejik körlük: Barış çağrılarının ihracat faturası
- Orta Asya fırsatı kaçarken
- Gazdan çok umut var
- Köklere otel açmak: Milli parklarda yeni ‘Doğa Anlayışı’
- Anayasa’nın gölgesinde: Ekonomi yönetimi kimde?
- Ceyhan’ın çelik borularında akan cari açık hikâyesi
- Beyaz Saray’da verilen pozun 43 milyar dolarlık bedeli