-
Sezer KOYUN
Tarih: 05-08-2025 22:47:00
Güncelleme: 07-08-2025 22:54:00
Sabahları, güzel bir haberle uyanmak zordur.
Hele; ekonomik bir iyi haber bulmak,
çölde vaha bulmak gibi nadir bir durumdur.
İşte Türkiye, Haziran 2025’te tam böyle bir ekonomik sürpriz yaşadı.
Cari işlemler hesabında, mucize gibi bir rakam çıktı:
açık sadece 684 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Oysa; herkes, en kötü günlerine hazırlanmış gibi,
2,6 milyar dolarlık devasa bir açık bekliyordu.
Yani; ekonomistler, muhasebeciler ve hatta; kahvehane müdavimleri bile
bu rakam karşısında şaşırdı.
Peki, bu mucizenin perde arkasında ne var?
Elbette bu sihir değil; arka planda, turizm ve dış ticaret rakamları var.
Türkiye'ye gelen turist sayısı, sadece Haziran ayında yaklaşık 5,8 milyonu geçti.
Bodrum’dan Antalya’ya, İstanbul’dan Kapadokya’ya kadar bütün ülke,
adeta; açık hava döviz bürosuna dönüştü.
Her turist, cüzdanında euro ve dolar getirdiği için,
ülkenin döviz rezervleri de 81,5 milyar dolar seviyesine yükseldi.
Ancak; biraz frene basalım ve bu güzel tabloyu sorgulayalım.
Bu mucize; kalıcı mı, yoksa; yazlık aşklar gibi geçici mi?
Birkaç ay öncesine gidersek, cari açığın çok daha büyük olduğunu görürüz.
Mesela; sadece Mayıs ayında, dış ticaret açığı 8,2 milyar dolara ulaşmıştı.
Yani; bir ayda devasa açık veren ekonomi,
hemen sonraki ay, mucizevi şekilde toparlanabilir mi?
İşte bu noktada, mevsimsellik devreye giriyor.
Yazın gelmesiyle artan turizm gelirleri,
tıpkı geçici bir pansuman gibi ekonomiye kısa süreli bir iyileşme sağlıyor.
Ama; pansuman, yarayı kalıcı olarak iyileştirmiyor.
İhracat rakamları ciddi biçimde toparlanmadıkça,
üretim ve dış ticaret dengesinde köklü iyileşmeler gerçekleşmedikçe,
bu durum sürdürülebilir değil.
Bir başka deyişle;
turistlerin cüzdanıyla cari açığı kapatmaya çalışmak,
kredi kartı ekstresini ödemek için bayram harçlıklarına güvenmek gibidir.
Her bayram; gelmez, gelse de bir süre sonra yetersiz kalır.
Tarihte de benzer durumlar defalarca yaşandı.
Yunanistan ve İspanya gibi turizm gelirine aşırı bağımlı ekonomiler;
kısa vadede, rahat nefes alsalar da
uzun vadede, ciddi ekonomik dalgalanmalarla karşı karşıya kaldılar.
Turizm dışındaki sektörleri güçlendiremeyen ülkeler,
ilk ekonomik şokta ağır bedeller ödedi.
Peki, Türkiye için bundan sonra ne olacak?
İki farklı senaryo var önümüzde:
Birincisi, kalıcı senaryo:
Turizm ve ihracattaki artış sürer,
dış ticaret dengesi kalıcı olarak iyileşir ve
cari açık kademeli olarak kapanır.
İkincisi, daha gerçekçi ve ironik senaryo ise,
yaz sezonunun bitmesiyle;
döviz girişinin azalması ve ekonominin yine eski alışkanlıklarına dönmesidir.
Yani; bugünlerde yaşanan bu ekonomik mucize, güzel ama;
kısa süren bir yaz aşkına dönüşebilir.
Bugün, Ağustos 2025 itibarıyla;
bu mucizenin tadını çıkaralım, ama; gerçekleri göz ardı etmeyelim.
Yaz biter, turist gider ve ekonomi yine günlük gerçekleriyle baş başa kalır.
Belki de şimdi yapılması gereken;
defterlerdeki bu mucizeyi, kalıcı hale getirecek politikalar üretmek ve
turizmden daha fazlasına yatırım yapmaktır.
Yoksa; önümüzdeki yaz, tekrar bir mucize beklemekten başka çaremiz kalmaz.
Ama; kim bilir, belki de biz mucizeleri seviyoruzdur...
- Savaş manşeti geçer, kapasite kalır
- Güneş, gaz ve ray: Ben bu masayı daha önce gördüm
- Cari açık manşeti bağırıyor; çekirdekteki altyazı fısıldıyor
- Faiz manşet, kredi masal
- Kur şoku yoksa rahat mıyız?
- Yeni rekabet silahı: Karbon verisi
- Akşamüstü çayı: Yüzde 2,9’u üç hocayla okumak
- Eşgüdüm
- Türkiye’nin yeni dizisi: “Vadeye kadar hayatta kalma” (Sezon: 2026)
- 2026’nın takvimli belirsizliği
- Resim sergisinde kredi konuşmak
- Valiz, altın ve enerji faturası