-
Çetin ÜNSALAN
Tarih: 12-10-2026 21:45:00
Güncelleme: 12-10-2026 21:45:00
Bu ülkenin medya yaklaşımı bazen akıl tutulmasının Türkçe tercümesi gibi. Sokaktaki insana yabancılaşmış ya durduğu yerden meseleye bakan ya embedded ruh haliyle vicdanı zorlayan haberler yapıp, ertesi gün tam tersini dile getirebilen, ama tümünün içinden zeytinyağı gibi üstte kalmayı başaran kişilerden oluşan yapısıyla artık can sıkıyor.
Bunun o kadar çok örneği var ki. Ama son örnek insana ‘insaf’ dedirtecek cinsten. Haber Avrupa İstatistik Ofisi’nin 2025 verilerine dayandırılmış. Haber yalan mı? Hayır değil. Ama ‘gördünüz mü Avrupa da sıkıntı yaşıyor’ dip mesajının üzerinden ‘halinize şükredin’ temelli bir yayın olduğu her halinden belli.
Ne anlatıyormuş bize Eurostat verileri? Avrupalı sosyalleşemiyormuş. 7 Ekim 2026 tarihli verilere göre Avrupa Birliği nüfusunun yüzde 12, 1’i düzenli olarak bir sosyal etkinliğe katılmanın maliyetini karşılayamıyor.
Ülkeden ülkeye oranlar farklılık gösterse de, “Avrupa Birliği nüfusunun yüzde 8,5’i, iki günde bir et, tavuk, balık veya bunlara eşdeğer vejetaryen bir öğün tüketmenin maliyetini karşılayamıyor.”
Nüfusun yüzde 2’bi evinde kişisel kulanım amaçlı internet bağlatamıyor. Yine “Eurostat’ın 30 Temmuz'da açıkladığı aynı yıla ait başka bir veri, 16 yaş ve üzerindeki AB nüfusunun yüzde 27,5’inin yılda bir haftalık ev dışı tatilin maliyetini karşılayamadığını gösterdi. Oran, 2024’e kıyasla 0,5 puan yükseldi.”
Araştırmanın bulgularını uzun uzun paylaşmak mümkün, ama zaten haberin kendisinden yer almış. Şu ‘fakirlik’ hissini yayarak sundukları olayları, eğer ülkemizdeki durumla karşılaştırarak verselerdi canım yanmayacaktı.
Ama bu ülkede iki gün bir eve et girmesinin ne kadar olanaksız hale geldiğini, yıllık tatile çıkmanın bir hayalden ibaret olduğunu, çıkanların da gelecekteki gelirlerinden borçlanarak yaptığını, büyük bir nüfusun memleketine gidecek parayı bile bulamadığını görmezden geldiniz; kabul.
Sosyalleşme nedir yahu? Bu ülkenin insanları çok uzun zamandır, en az 70 milyonu bırakın dışarıda arkadaşlarıyla ayda bir sosyal aktivite yapmayı, sinemaya, tiyatroya gidemez, ailesiyle dışarıda bir yemek yiyemez hale geldi.
Ülkenin gelir seviyesi ve satın alma gücü bakımından yüzde 80’i açlık sınırının altında ya da bir miktar üzerinde yaşarken, insani gelişmiş seviyesi olarak nitelendirilen sosyalleşme harcamalarını koyun bir kenara, yoksulluk sınırına bile ütopya gözüyle bakar hale geldi.
Haberde Avrupalılar’ın ne kadar zor durumda olduğu mesajı verilmeye çalışılıyor ama göz ardı edilen bir husus var. Aslında bu sadece sosyalleşme meselesinde değil. Ücretlerin satın alma gücündeki erimeden enflasyona kadar her konu için geçerli.
Avrupalı’nın korktuğu şeyi, biz iliklerimize kadar yaşıyoruz. Onlar geleceğe dair korku beslerken, biz korktukları hayatı sürdürüyoruz. Bir medya ülkesine bu kadar mı yabancılaşır?