-
Çetin ÜNSALAN
Tarih: 29-07-2026 20:51:00
Güncelleme: 29-07-2026 20:51:00
Köprü ve otoyolların özelleştirilmesi tekrar ısıtılıp masaya getirildi. Yapılan açıklamada kesinlikle bir mülkiyet devrinin söz konusu olmadığı, 25 yıllığına işletmesinin devredilmesinin tartışıldığı vurgulanıyor.
Karayolları Genel Müdürlüğü bünyesindeki 2 bin kilometrelik yol ve iki köprüden söz ediliyor. Tartışılan mesele şu imiş: Bunları kamuda tutmak, bakım ve onarım maliyetleriyle mantıklı mı; yoksa devretmek mi daha akılcı?
İlk duyduğunuzda ne kadar masum bir beyin fırtınasına benziyor değil mi? Lakin bu ülkede karayolları ve köprülerin para kazanama ya da giderlerini karşılayamama gibi bir alternatifi olabilir mi?
Elbette siz işletim hakkı verdiklerinize para kazandırmak için, mesela İstanbul’un tüm tedarik lojistiğini tek bir lokasyona yönlendiriyorsanız, alan para kazanır da, siz kaybetmemiş olmazsınız.
Neredeyse kitabına uydurulmuş bir tekelden söz ediyoruz. Oysa tekel ile ilgili düzenleme ne diyor? Bir işletmenin yüzde 51 hissesi kamudan çıkmış ve özel sektöre geçmişse tekel hakkı kaldırılır ve o piyasa serbest ticarete açılır.
Şimdi bugün üçüncü köprü ve bağlantılı yolların, lojistikte mecburi istikamet olarak belirlenmesi, bir trafik düzenlemesi midir; yoksa o kulvarı işletmesine verdiğiniz özel sektöre para kazandırmak mıdır?
Bu ülkede yol ve köprüler üzerinden kazanılan para o kadar tatlı ki, bir yıllığına başlayan birinci köprünün üzerinden yıllar geçmesine rağmen para alınmaya devam ediliyor. Özelleştirme gelirlerinin neredeyse tamamını köprü ve oto yol yapımına yatırıp, ondan sonra da bunları birkaç sene içinde finanse edecek rakamlara özel sektöre devretmenin bir mantığı var mı?
Diyeceksiniz ki bakım ve onarım maliyetleri ne olacak? Geçmişteki KİT’lerin durumuyla, bu alandaki yapının benzerlik taşıdığını, hatta günümüzde varlık fonuna kârlı girip, zarar açıklayan işletmelerin durumundan da farksız olduğunu söyleyebilirim.
Yönetim zaten gereken fiyat artışlarını da maliyet hesabını da vatandaşa kesecek kadar yüksek zamlar yapıyor. Yani enflasyon karşısında eriyen bir gelirden söz etmiyoruz. Meseleyi öyle bir boyuta getirdik ki, ücretsiz yola bakıp yapmayıp, ücretli yola yönlendirilen bir trafik akışı da işin cabası.
Sorun bu yol ve köprüler adına, bakım ve onarım için harcayacağınız parada değil. Çünkü asıl problem buradan kaynaklanmıyor. Oradan elde edilen gelirleri başka yere transfer edip, sonra da bunların bakım ve onarım maliyetlerinden yakınamazsınız.
Madem çok iyi niyetlisiniz, özel sektöre devretme işini rafa kaldırın. Bir kumbara yapın ve her yolun ya da köprünün gelirini, bir işletme mantığında kamunun elinde tutarak burada toplayın. Bakın bakalım, bakım, onarım yapıldıktan sonra üzerine kaynak kalıyor mu; kalmıyor mu? Sorun giderde değil, sürekli kumbarayı patlatan ekonomi zihniyetinde…
- Konağımız var
- Ticaret savaşında başa döndük
- Çıkmaz sokak
- Hesap hatası mı; spekülasyon mu?
- Gerçek turist yüzde 10’u bulmuyor
- Bölgesel asgari ücret ve angarya kriteri
- Politika faizinin hükmü kalmamışken
- Işınlanmaya kadar fakirleşmeye devam
- Para buluşması
- Snopluktan değil, fiyattan
- Körfez seferi havası
- Cüzdandaki servet