romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort istanbul escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort hava durumu betturkey beylikdüzü escort beylikdüzü escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Mutluluk bilmecesi

IPSOS’un son araştırması Türkiye’de derinleşen bir mutsuzluğa ve ekonomik kaygıların temel sebep olduğu bir fotoğrafa işaret ediyor. Dış göz baktığınızda da aslında tahmin edilebilecek bir kanaat olduğunu düşünebilirsiniz.

 

Fakat çay ve çekirdekle, tüm gün muhabbet ederek mutlu olabilecek insanları, mutsuz etmenin başarısında da bu ekonomi yönetiminin hakkını vermek lazım. Çünkü bu kadar küçük hamlelerle bile mutlu olabilen insanları mutsuz ettiler. Bu gerçekten tebrik (!) edilecek bir eylemdir,

 

Elbette ekonomik gerekçelerin çok etkili olduğunu söyleyebiliriz. Zaten araştırmada da bunun altı çiziliyor. Fakat asıl çalışmada dikkat çeken iki detay var. Bunlardan birincisi mahalle kültüründen başlayarak eskiye duyulan özlem.

 

Çok insani ve yaşla alakalı diye düşünmek de mümkün; giderek ucuzlaşan bir toplumda yarına ilişkin endişeler üzerinden okumak da… Araştırmanın yapıldığı 29 ülke arasında 27. sırada yer alan bir ülkenin, konuyu mutlaka ciddiye ayarak çözüm üretecek bir bakış açısı geliştirmesi lazım.

 

Ekonomi yönetimlerinin insanı yok sayarak, yaşananları yaşanmıyor kabul ederek yaklaşımlar sergilediği bir ülkede bunun da çok sürpriz olduğunu söylemek mümkün değil. Zira halen ülkede pembe gözlüklerle anlatılan bir ekonomi var.

 

Araştırmadaki ikinci kritik saptama ise, bireylerin mutluluk arayışlarında kendi içlerini dönmüş olması. Bunu küçük şeylerle mutlu olmakla karıştırmamak gerekir. Çay, çekirdek, sohbetle mutlu olan ama buna rağmen mutsuz ettiğiniz insanlardan bunun sağlamasını yapamazsınız.

 

Aksine burada katılımcıların yanıtlarını paylaşarak bir konuyu açmakta fayda var. Bir geleceğe yönelik umutlu oranı yüzde 30’lardan yüzde 12’ye düşmüş. Umut yoksunluğu zaten yeterince temel bir sebep.

 

Ama kendi küçük mutluluklarına odaklandığını söyleyenlerin oranının son iki yılda yüzde 73’e yükselmiş olmasına dair kafa yorulması gerekir. Bir ülkenin nüfusunun bireylerden oluşması ile, bireyselliği öne alanlardan oluşması arasında 180 derece fark vardır.

 

Çoğu zaman karıştırılsa da, şayet bir memlekette birey olmak güçlendirilirse, vatandaşlık bakış açısı öne çıkar. Yani sorumluluğu üstlenen, hesap soran, toplumsal gelişmeden de kaygı duyan ve bunun için çalışan bireylerden bahsedilir.

 

Fakat bireyselliğin öne çıktığı bir toplumla karşı karşıya iseniz ki öyle anlaşılıyor, burada hem toplumsal duyarlılıklar azalır, hem de dağıttığınız makarna ile bile ülke geleceği hakkında kaygılarını devşiren insanlardan oluşan bir manzara oluşturursunuz. Nitekim geldiğimiz nokta da bireylerin değil, bireyselliğin güçlendiğini bize anlatıyor.

 

Tarihteki anekdotlarla ülkeleri sıkıntıya düşüren bakış açısının ‘neme lazım’ olduğunu anlatan güzel öyküler vardır. Bu mücadele edilmesi gereken bir yaklaşımdır. Ama yine aynı araştırma ise toplumda güveni özleyen insanların anonsunu yapıyorsa, ortaya çıkan sorunlar karşısındaki duyarsızlık da şaşırtıcı olmaktan çıkar. Tüm bunlar da çözümü daha zor ya da daha maliyetli yapar. Peki bizim ekonomi yönetiminin umurunda mı? Bilmem, siz verin yanıtı.

 

cetinunsalan@yahoo.com

Bu yazı 229 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum