romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi sex hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bahçeşehir escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort kıbrıs escort kıbrıs escort hava durumu

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Konağımız var

Osmanlı’nın son dönemlerinde borç alıp saray yaptırma zihniyeti, ne yazık ki ekonomik olarak zorlanan bir imparatorluğun bakış açısını yansıtan en önemli göstergelerden biridir. Debdebe ve şatafatın öne çıktığı, ama insanların sıkıntıdan kırıldığı bir fotoğraftan ders almamış olacağız ki, aradan bir asırı aşkın bir süre geçtikten sonra aynı bakış açısını tekrarlıyoruz.

 

Ülkede emeklisinden çalışanına, esnafından çiftçisine, işsizinden memuruna, sanayicisinden akademisyenine kadar herkes büyük bir ekonomik sıkıntı yaşarken, hatta bütçe açık rekorları kırıp, faiz ödemesinden yılın yarısında iki sene öncesinin tamamında ödenen bedeli geçerken, her fırsatta tasarruftan ya da ekonomik mücadeleden bahsedenle ne yazık ki kamu harcamalarındaki bakış açılarını değiştirmiyorlar.

 

Sözcü Gazetesi’nden Deniz Ayhan imzalı haber ne yazık ki bu bakış açısının iliklerimize kadar sirayet ettiğini bize bir kez daha gösterdi. Yılın yarısında 23 ilde 24 hükümet konağı yapmak için 3,5 milyar TL’yi gözden çıkaranlar, ne yazık ki sıra reel sektörün vergi borcuna ya da emeklinin maaşına yapılacak zam konuşulduğunda hesap kitap söylemine geçiyorlar.

 

KÖİ’lerle son derece pahalı projelere yaptığımız ödemeler, yönetimdeki verimsizlik, kamu işleyişindeki tasarruf özürlü yaklaşımlar bir kenara, insanlardan daha çok fedakârlık beklerken, konağa bu parayı ayırmak hangi mantığın eseridir?

 

Konakta kime hizmet verilecek? Vatandaşa… Peki hizmet vereceğiniz insanların hizmet mekânına bu kadar para ayırırken, hizmet vereceklerinizi açlık sınırının altında ya da yoksulluk sınırının yarısına ulaşmayan gelirle yaşatmaya nasıl gönül razı oluyor?

 

Hep altını çiziyorum. Bu ülkenin ekonomik sorunları var. Ama en büyük problemi, sorunları yok sayan, önceliklerini de vatandaştan yana kullanmayan bakış açısıdır. Giderleri mantık ölçüsüne getirmediğinizde, sadece gelirinizi arttırmaya odaklanırsınız ve buna asla yetişmeniz mümkün değildir.

 

Çünkü altı boş çuvala ne kadar para atarsanız atın, onu doldurmanız mümkün olmayacaktır. Ne yazık ki finansçılara karşı son derece verici olan, davetkâr söylemler gerçekleştiren ekonomi yönetimi, en büyük gelir kaynağı olan ve dolaylı vergilerle kasasını dolduran vatandaşı yok saymaya devam ediyor.

 

Bu mantık içinde ekonominin düzelmesi de, ayağa kalkması da, sürekli iyileştirmeden bahsetmek de mümkün değildir. Türkiye artık önceliğini vatandaşına, üretenine vermek zorundadır.

 

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu bile faiz lobisine değil, esnafa sahip çıkılmasını söyleyecek noktaya geldiyse, önümüzdeki süreçte bugünün fakru zaruret fotoğrafına ilave iflaslar ve işsizlik riski v ar demektir.

 

Nitekim yılın yarısındaki iflaslar ve konkordato başvurularındaki patlama da, icraya düşen borçlar da bunun en net göstergesi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek sosyal medyadan ileti yayınlayacağına sokağa çıksın. Rakamlardan farklı gerçeklere şahit olacaktır.

 

cetinunsalan@yahoo.com

Bu yazı 74 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum