içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

İşsizlikte son düzlük

Şaka gibi ama işsizlikteki düşüş sürüyor. Bunu latife olarak nitelendirmemin temel nedeni, biraz reel sektörü takip eden, sahada olan bir insanın bu ülkede işsizliğin düştüğüne dair inanç taşıyamayacağını görmesidir.

 

Bırakın yeni istihdam açmayı, sirkülasyonun devir hızının yükseldiği, çalışanların açlık sınırı veya altında iş bulabildiği bir ülkede çalışan ne kadar çalışıyor o bile tartışmalıyken, işverenler mevcut istihdamı koruma mücadelesi verirken ülkede işsizliğin gerilediğini söylemek gerçekten amacı aşan bir ifadedir.

 

Yani konuyu salt istatistik oyunu olarak bile açıklayamazsınız. Çok basit bir hesapla yüzde 5 büyüyen bir Türkiye’de, üniversite mezunlarının 600 bin civarındaki kısmına iş yaratabilme kapasitesine sahipseniz, uzun zamandır bu oranları büyümede görmüyorsanız, geçtim mevcut işsiz kalanları, her yıl mezun olan 1 milyon öğrenciye bile iş bulamadığınız gibi, işsiz sayınızın da artıyor olması gerekir.

 

Fakat TÜİK ısrarlı ve sonunda yüzde 7,8 işsizlik rakamını bile kamuoyuna açıklayabildi. Daha garip olan ise, ülkemizde atıl iş gücü olarak adlandırılan oran yüzde 31’e yükselirken, işsizliğin düşürülmesinin aynı bülten içinde paylaşılıyor olması.

 

Esasen bu kafayla gidersen işsizlikte de son düzlüğe girdik demektir. Sanırım bir gün şöyle bir istatistikle karşı karşıya kalacağız: Ülkede işsizlik sıfırlandı, geniş tanımlı işsizlik, yani atıl iş gücü ise yüzde 38 olarak açıklandı.

 

Herkesin ölmesi durumunda enflasyonun sıfırlanacağını ne kadar biliyorsak, kimseyi işsiz saymazsanız, daha doğrusu yok sayarsanız işsizlik rakamının da sıfırlanmasının işten bile olmadığını düşünebilirsiniz.

 

Bakın bu şartlar altında göstergelerimiz ne kadar güzel düzelir. Aynı gün ülkede 37 bin 500 TL’ye ulaşmış bir açlık sınırı var, 123 bin TL’yi aşmış bir yoksulluk sınırı duyuruluyor; ama ortalama ücretin bile üzerine çıkan açlık sınırı, insanların sorunlarını yok sayarak nasıl ortadan kalkıp, 20 bin dolar kişi başına gelire koşan bir ülke anlatılıyorsa, işsizlikte de bence diğeri mümkün.

 

Hiç kimseyi işsiz saymayalım ve sorun en azından kâğıt üzerinde çözülsün. Ne demişti rahmetli Demirel? “Meseleleri mesele yapmazsanız, mesele kalmaz.” Vatandaşın sefaleti konusunda çalışma grubu oluşturmayanların, Şimşek nezdinde vatandaş kabul edilen alt sınır olan yerleşiklerin yaşadığı problemle ilgili gündeme gelmesi bile bunun çok güzel bir göstergesi.

 

O insanların sorunlarını çözmek ve sistemdeki aksaklıkları sorumlularıyla ortaya çıkartmak için yol haritası oluşturulmasını eleştirmiyorum. Son derece doğru bir yaklaşım. Sorduğum şey, 456 bin kişi, aileleriyle 1,5 milyon kişinin yaşadığı bir problem gündeme gelebiliyor da, geri kalan 80 milyon insanın yaşadıkları nasıl yok sayılabiliyor?

 

Bence Bakan Şimşek bu konuyla ilgili de sosyal medyadan bir ileti atsın da, en azından bakış açısını öğrenelim.

 

cetinunsalan@yahoo.com                   

Bu yazı 82 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum