-
Çetin ÜNSALAN
Tarih: 05-07-2026 20:51:00
Güncelleme: 05-07-2026 20:51:00
Haziran ayı enflasyonu aklı, gerçeği ve mantığı zorlasa da rakamlarla birlikte gelince, dezenflasyonun süreceği müjdesi tüm açıklamaları yaptığı mecra nedeniyle sosyal medya arkadaşımız, aynı zaman Bakan da olan Mehmet Şimşek tarafından kamuoyuna duyuruldu.
Şimşek, zaten enflasyonun can yaktığı süreçlerde de aynı şeyi söylüyordu, ama şimdi yüzde 1’in altını gören rakamlarla birlikte umudu yeşertmeyi hedeflemiş olmalı ki, hemen gerekçelerini de sıralayarak sürecin devam ettiğini müjdeledi.
Elbette reel sektör mensubu iseniz maliyetlerden söylenenlerin, vatandaş iseniz göçen satın alma gücünüz nedeniyle rakamların, finansçı iseniz de paranın maliyetinden enflasyondaki düşüşün olup olmadığına dair kendi sağlamanızı yapmışsınızdır.
Bu sağlama sonrasında bir dezenflasyon sürecinin olup olmadığını, görece düşen artış hızının da enflasyon problemi halledildiği için mi, yoksa ülkede tüketim ve üretim yapacak güç kalmadığı için mi ortaya çıktığını kendi kanaatiniz ölçüsünde yanıtlayabilirsiniz.
Ama madem Bakan Şimşek, tüm rasyonel yaklaşım ölçütleriyle dezenflasyon sürecinin devam edeceğini dört gerekçeyle açıkladı; o zaman biz de o gerekçelere mercek tutarak bir fikir oluşturabiliriz.
Mesela ilk gerekçesi şu: Yılın kalanında emtia fiyatlarında normalleşme… Şayet dünyada gıda fiyatlarının gerilemesinden ya da İran krizinin aşılma ihtimaliyle petrol fiyatlarının gevşemesinden söz ediyorsa haklılık payı var.
Fakat bunun analizini yaparken, dünyada enflasyonun yukarı yönlü baskıladığı diğer faktörlerini görmezden gelerek, içeride de TL maliyetlerinin durdurulamaz yükselişine inat kamu eliyle yapılan artışların tabelada değil, hayatın kendisinde okunması gerektiğini düşünmeden bu kanaate varamazsınız.
Varırsanız, inandırıcı olmaz. Biz ki dünyada Brent petrolün fiyatı 120 dolardan 60 dolara gevşerken, pompa fiyatlarını 7 TL ortalamadan 35 TL ortalamaya çıkarma başarısı göstermiş bir memleketiz.
İkinci gerekçe ne? Kural bazlı fiyatlama uygulamaları… Burada son tavuk operasyonu gibi bir yaklaşımla, piyasa denetimini karıştırıyorsanız sıkıntı büyük demektir. Bir ekonomi yönetiminin fahiş fiyatların peşinde denetleyici olması lazım. Ama bunu yaparken maliyetleri yok sayarak fiyat analizi yapamazsınız.
Hele ki o fiyatların içinde kamu eliyle yapılan zamların hatırı sayılır bir payı varsa. İnsanlara maliyeti yansıtma demek, kural bazlı fiyat uygulaması olamaz. Zorlarsanız elbette uygularsınız ama sonra bir bakmışsınız tüm üreticiler işyerlerinin anahtarlarını getirip masanıza koymuş, işletebiliyorsan işlet mesajı verir.
Dönelim sosyal medya paylaşımından bize iletilen üçüncü gerekçeye… Kira enflasyonunda aşağı yönlü eğilim… Uçmuş bir kiralama piyasasında, görece artışı sınırlanmış rakamların satın alma gücünün çökmesiyle daha da taçlanmış ulaşılmaz halini gerekçe göstererek, kira fiyatlarında düşüşten söz ediyorsanız, sizi kiraya çıkmaya davet etmek gerekir. Bakalım kira enflasyonu düşüyor mu?
Ve son gerekçemiz: Ilımlı talep görünümü… Vatandaşın satın almaya gücü kalmadığı için, ihtiyaçlarını karşılamaktan yoksun hale düşmesini ılımlı talep görünümü olarak nitelendirmek gerçekten çok romantik.
Kulağa hoş geliyor ama kazın ayağı öyle değil. Çünkü o düşen talep gramajlardan kaynaklanıyor. Ama daha az gramaja daha çok bedel ödendiği için, aslında talep düşerken fiyat yükseldiği için enflasyonist etki ortadan kalkmıyor. Aksine birim değer daha çok ödemeyi gerektiriyor.
Bununla da kalmıyor, rakama ulaşmayan vatandaş merdiven altı üretimi de destekleyecek açıktan ürün almaya yönelince, kayıtlı firmalara haksız rekabet yaratan merdiven altı imalatçılar güçleniyor.
Özetle dezenflasyon süreci, enflasyon ile ilgili sorunları ortadan kaldıran, üreten ve üretirken katma değer elde eden ekonomilerde konuşulabilir. Tüketemeyen, tükettiğine pahalı ulaşan, o rakam bile gerçek üreticinin maliyetlerini karşılayamazken, kayıt dışını besleyen bir yapıdaysa, orada düşen bir enflasyondan değil üreticisinden tüketicisine oyun dışı kalan aktörlerden söz edilebilir.
- Mutluluk bilmecesi
- Reel sektörün finans çağrısı
- Mütevazı aylık enflasyon yüzde 1,5
- Borç sarmalı önlemi
- 1 Temmuz yaklaşırken…
- Şimşek’in navigasyonu mu düzeldi?
- AB kapısında kaçan fırsat
- İtirazın köprü olmadığının kanıtı
- Vatandaş geçime mi bakar; jeopolitik duruma mı?
- Bir garip açık
- Öğretmenim
- TÜİK’ten estetik operasyon