-
Çetin ÜNSALAN
Tarih: 10-08-2026 21:59:00
Güncelleme: 10-08-2026 22:06:00
Türkiye’nin Çerçeve Yasa olarak bilinen bir düzenlemeye ihtiyacı var mı? Adını ne kadar süslerseniz süsleyin, benim yanıtım ‘hayır’dan yana. Bunu silahlardan hoşlanmayan, dünyada da memlekette de barıştan yana olan biri olarak dile getiriyorum.
Çünkü bir düzenleme konuşulurken, mesele terör örgütünün mensuplarının topluma nasıl kazandırılacağı ise ve ‘barış’ söylemi gölgesinde sunuluyorsa bunu kabul etmek mümkün değil.
Daha önce açılım sürecinde dile getirdiğim noktadayım. Barış kavramı ülkeler ve eşitler arasında konuşulabilecek bir olgudur. Teröristle barış terminolojik olarak da, pratik hayatta da dile getirilemez.
Teröristle mücadele yapılır, müzakere değil. Bu konuda bir yasal düzenlemeye ihtiyaç yoktur. Suça bulaşmış insanların, teslim olarak hukuka sığınmaları doğrusudur. Aynı şeyi yapıp, farklı sonuç beklemek akıl işi değildir.
Dünün akîl adamlar yöntemiyle yapılan ikna çalışmalarının, bugün müzakere adı altında yürütülüyor olması sonuçları itibariyle de çıkmaz bir sokağa tekrar girmekten başka bir şey değildir.
Türkiye’nin barışa ihtiyacı var mı? Elbette var. Ama bunu şu veya bu diye sınıflandırmadan, vatandaşlık temelinde, 86 milyon kişiyi eşitleyen bir bakış açısıyla konuşabileceğimiz bir temelden ele almanız gerekir.
Üniter yapı, resmi dil gibi meseleleri tartışmaya bile açmam. Ama bu ülkenin her yurttaşının eğitimden istihdam hakkına kadar geniş bir yelpazede, Edirne’den Ardahan’a kadar eşit koşullara sahip olmasını öncelikleyen bir bakış açısının gerçekçi olduğunu düşünüyorum.
Siz zaten şucu ya da bucu diye ayırmadan, vatandaş sıfatını esas alarak, insanlarınıza fırsat eşitliğini sunuyorsanız, zaten en büyük barışı bu oluşturur. Bu ayrıca ülkeyi yönetenlerin ya da yönetmeye talip olanların yükümlülüğüdür. Bunun için ayrı bir yasal düzenlemeye değil, pratik hayatta uygulamaya ihtiyaç vardır.
Ülkenin büyükşehirlerinde insanları yok pahasına çalıştırıp, ürettikleri katma değeri çok az bir kısmını yansıtıyorsanız, bir diğer noktasında hizmet götürmediğiniz başlıklar varsa tartışılması gereken konu başkadır.
Bir tarafı köleliğe diğer tarafı açlığa mahkûm ederek, kimlik siyaseti üzerinden bu fotoğrafı gizlemeye çalışmamalısınız. Yine altını çiziyorum vatandaşlık esastır. Vatandaş yaratamadığınız yerde ait yaratırsınız ve aitin kime bağlı olduğunun da önemi kalmaz.
Bu mesele ekonomiden demokrasiye kadar tüm yelpazeyi buluşturacak tek noktadır. Bunun dışında aynı filmi bir daha ülkeye izletmek sıkıntıdan başka bir şey doğurmaz. Çünkü bu ülke bu filmi gördü. Barışılması gereken vatandaştır. Eline silah alıp, farklı amaçlarla ülkeyi bölmeye çalışan insanlar değildir. Yeni bir Habur çadır tiyatrosuna ihtiyaç yoktur. Meseleyi buradan görmeyip, başka türlü yorumlayanların da notunu tarih ve Türk Milleti verecektir.
- İflasa değil, tespite bak
- İşsizlik azaldı da…
- Sorun giderde değil, kumbarada
- Konağımız var
- Ticaret savaşında başa döndük
- Çıkmaz sokak
- Hesap hatası mı; spekülasyon mu?
- Gerçek turist yüzde 10’u bulmuyor
- Bölgesel asgari ücret ve angarya kriteri
- Politika faizinin hükmü kalmamışken
- Işınlanmaya kadar fakirleşmeye devam
- Para buluşması