beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

COP31 ve startuplar

Türkiye’nin de dönem başkanı olarak katkı sağladığı COP toplantılarının 31.’si Antalya’da başlıyor. Öncelikle iklim krizinin son derece belirgin bir hal aldığı, bundan sonraki süreçte de ekonomiye direkt etkisi olacak oturumların ülkemizde yapılıyor olmasından son derece büyük bir memnuniyet duymalıyız.

 

Fakat bunu kuru bir övünme meselesi haline getirmeden, kamuoyu oluşturmak ve hareket alanını hızlandırmak adına da bir vesile yapmalıyız. Türkiye gibi yenilenebilir enerjinin laboratuvarı olabilecek potansiyelde bir ülkenin, bu tartışmalar sırasında elektrifikasyonun öne çıkacağını düşünürsek, çok daha hamle sayılabilecek eylemlere geçmesi gerektiğini düşünüyorum.

 

Çünkü bir tarafta iklim krizi ve beraberinde gelen etkiler söz konusuyken, eş zamanlı olarak burada pozisyonlanmanın ve yeşil ya da döngüsel ekonominin içinde pozisyon almanın da fırsatlarını konuşmalıyız.

 

Elbette işin ilkesel boyutunda, daha yaşanabilir bir dünya için BM çatısı altında hemfikir olmak son derece insani ve gerek şartlardan biri. Ama istenen koşulların sağlanmasının yolu yine ekonomiden geçiyorsa, bu alanda mal ya da hizmet sunanların da pozitif ayrışacağını bilmeliyiz.

 

Öncelik reel sektörümüzün buna uyumlanması ile ilgili ciddi sıkıntılarımız olduğunu biliyoruz. Bu problemler bakış açısından finansmana kadar birçok alt başlıkta toplanıyor. Fakat dünyada bu alanda tek değiliz.

 

Birçok ülkenin benzer problemler ya da ikilemler yaşadığı bir süreçte sorunları ortaya koymak kadar, çözümlerin de parçası olmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle sağlıklı bir tartışma ortamı ile birlikte yarına ilişkin ev ödevlerinin de gündemde tutulmasında fayda var.

 

Türk reel sektörünün bu alanda yaptığı çalışmaları sahiplenmemiz gerekiyor. Mesela danışmanlığını Prof. DR. Engin Türe’nin yaptığı Ankara merkezli bir şirketin geliştirdiği teknolojiyle bacalardaki emisyonu sıfırlama önerisi var. Bunları tartışacak mıyız?

 

Yine doğru bitki türleriyle karbon emisyonlarının tutulması ile ilgili tezleri gündemimizde tutacak mıyız? Bunları ele almak beylik laflar edip, laf kalabalığıyla oturumları tamamlamaktan daha kıymetli ve ülkeye de artı değer katan noktalar olacaktır.

 

Türkiye’nin bir yenilenebilir enerji cenneti olduğunu biliyoruz. Bu alandaki teknolojilerin geliştirilmesiyle, her tür yenilenebilir enerjiye sahip bu ülkenin neden bir dünya ölçeğinde çalışma alanı olabileceğini konuşmayalım?

 

Yine iklim kriziyle mücadele için sunulan çözümler ve geliştirilen teknolojilerde startupların önemli olduğunu biliyoruz. Türkiye ise startup açısından büyük potansiyele sahip. Mesela oturumlar bittikten sonra, tartışmaların özetini çıkarıp, sonra da ülkede buna yönelik çözüm üreten startupları belirleyip, ardından da gerekirse kamu desteğini de arkasına vererek, dünyaya çözümü üretecek yapılar olarak sunmak çok mu zor?

 

Aslında zor olan bir şey yok. Tek çıkar yol, niyetlenme, planlama, tarama ve ardından da bunları dünyanın hizmetine sunacak projelendirmeyle konuyu anlatma. Umarım bu fırsatlar ev sahipliği sarhoşluğuna kurban gitmez.

 

cetinunsalan@yahoo.com

Bu yazı 67 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum