-
Çetin ÜNSALAN
Tarih: 16-06-2026 22:23:00
Güncelleme: 16-06-2026 22:28:00
Türk reel sektörün zorlu bir süreçten geçtiğini biliyoruz. Bunda dünyadaki gelişmeler kadar, uygulanan ekonomi politikasının reel sektör odaklı olmayan ekonomi politikalarının da çok etkisi var.
Şüphesiz tek başına bunlar da yeterli değil. Bence en büyük sorumluluklardan biri de ekonomi medyasına düşüyor. Sürekli rakamlardan bahseden, ama bunların ne anlama geldiğini anlatmayan, iktisat kongresindeymişçesine teknik sunumlar yapan uzmanlarla haşır neşir olan bakış açısı akılları daha da karıştırıyor.
Son olarak ciro endeksi geldi. Nisan’da bir önceki yılın aynı ayına göre yükselen yüzde 35,2’lik bir ciro fotoğrafı var. Şimdi siz buradan meseleyi görür, bir de üzerine kimsenin anlamayacağı grafiklerle akılları daha da karıştırırsanız işin içinden çıkamayız.
Vatandaşın biri balon ile seyahat ediyormuş. Yolunu kaybetmiş ve aşağıya inip, orada dinlenen bir vatandaşa nerede olduğu sormuş. Vatandaş bakmış ve ‘yukarıda’ diye yanıtlamış. Bunun üzerine balonda yolunu kaybeden ‘iktisatçı mısınız’ diye sorunca, o ana kadar gölgede keyif yapan irkilmiş ve ‘nereden bildin’ diye çıkışmış. Vatandaş da ‘doğruyu söylüyorsun ama hiçbir işime yaramıyor’ diye cevaplamış.
Ne yazık ki bugün geldiğimiz noktada teknik içinde boğulan iş dünyasına ne gerçekler söyleniyor ne de nasıl bir yol izleyeceğini anlatanların sayısı yeterli miktarda bulunuyor. Oysa bu ciro, gerçekliği tartışılsa bile mevcut enflasyonun içerisinde boşa çalıştığını anlatıyor.
Bırakın kârlılığı bir kenara, doğru düzgün bir maliyet hesabının bile yapıldığı şüpheli işletmelerde muhtemel zararı temsil ediyor. Konuyu böyle anlatırsanız, o zaman çözüm odaklı bir yaklaşıma kapı açarsınız. Zira bugün verimsiz işletmelerin olduğunu biliyoruz. Gerçekten maliyet hesabını yapanlar bile sayılıdır. Fakat öte yandan matematik ne derse desin mücadele ruhu ve üretim ekonomisinin içinde değer üretme kaygısı göz ardı edilemeyecek kadar değerli.
O zaman rakam ekonomisi bir kenara bırakın. Dikkatinizi çekerim rakamları ve bilimi demiyorum; rakam ekonomisinden bahsediyorum. Siz büyümeyi açıklayıp, oradaki rakamın tüketimden bile değil fiyat artışlardan kaynaklandığını anlatmıyorsanız; kredi arayışındaki reel sektöre ‘bulursan ne yapmayı planlıyorsun’ diye sormazsanız, sadece verimsiz ve sürekli kaynak tüketen, büyük bir mücadele vermesine karşılık, sonuç alamayan, rekabetçi olamayan işletmeler yaratırsınız.
Elbette bunda işletmeciliğimize kadar uzanan bir dizi sorunu ve nedeni saymak mümkün. Fakat siz daha makro ekonomiyi rakamlarla süsleme derdine düşmüş, sahanın gerçeklerine kulaklarını tıkamış ve ‘mutluluk oyunu’ oynarcasına gözlerini gerçeklere yummuş bir ekonomi yönetimi sergilerseniz, başta KOBİ’ler olmak üzere işletmelerin ve yöneticilerin de kendisini kandırmasına neden olursunuz.
Bu da toplamda üreten ama ürettiğinden para kazanamayan, çalışan ama çalıştığının karşılığını alamayan, çalıştıran ama çalıştırdığına hakkını veremeyen, uğraşan ama rekabeti fiyattan öteye gidemeyen bir yapının mimarisini kurmuşsunuz anlamına gelir. Gerçek acıtır, ama tedavi eder.
- Yıllık faizi yakaladık
- Bu sefer sektöre el koydular
- Talepte zayıflık mı?
- ABD enflasyonu ve olasılıklar
- Sapan enflasyonun farkı nerede?
- Somut ne yapacaksınız?
- Fiyat istikrarı ve çıtası
- Gerçekten işe yarayacak mı?
- Bak George ne diyor?
- Yüzde 30 ile yaşam mücadelesi
- Uyusun da büyüsün
- Enflasyon komedisi sürecek mi?