-
Çetin ÜNSALAN
Tarih: 29-06-2026 22:31:00
Güncelleme: 29-06-2026 22:31:00
Ülkede kredi kartı borcu neredeyse milli spor haline geldi. Zamanında uygulanan tüketim ekonomisi sırasında, insanlara kredi kullanmakla ilgili bilinç aktarmayıp, hatta parayı sorun etmeyip tüketmelerini önerirken, kredileri havuç olarak gösterenlerin, bugün geldiğimiz noktada hesap kitap bilmekten bahsetmeleri çok acı.
Dahası bunu vatandaşın borç sarmalına girmemesi için yaptıklarını söylüyorlar. Aklınız alıyor mu? 2002 yılında ülkede vatandaşın tüm finans sistemine borcu 6,4 milyar TL idi. Bugün geldiğimiz noktada 5 trilyon TL gibi bir rakamdan ve 25 milyonu aşkın icra iflas dosyasından söz ediliyor, ama ekonomi yönetimi ve bankacılık sistemi borç sarmalına girmemekten söz ediyor.
Bu ülkede dünyayla birlikte parasal genişleme ile gelen paraları yatırıma, ar-ge’ye yönlendirmek yerine borçlanarak tüketim ekonomisi kurgulamaya ve bu sayede de kasayı doldurmaya niyetlenen farklı kişiler miydi?
Bir firmaya 10 birim kredi vermek yerine 10 kişiye 1’er birim kredi ve kredi kartı dağıtarak, en yüksek faiz diliminden borçlandırmak, toplam gelirinin iki katı tüm finans kesiminden kredi kullanma hakkı varken, her finans kuruluşundan iki birim borçlanmasına göz yummak başka bir memlekette ve başka bir iktidarın döneminde mi yaşandı?
Şimdi havuzun suyu kesilmiş, insanlar borç sarmalına girmeyi bırakın, borç batağına içine düşmüş, daha fenası gelirleri ve satın alma güçleri çökertilmiş, sahte bir enflasyon altında gelirleri arttırılırken, en üz üç katı yaşam maliyetiyle mücadele eder hale gelmiş, faturayı vatandaşa mı keseceksiniz?
Diyelim ki kestiniz? Şu ekonomik tablo altında, bireylerin, hanelerin ve şirketlerin durumu ortadayken, bu borçların tahsilatının olanağı var mı? Olmadığına göre en azından dün bunu ekonomik model diye uygulayanların, bugün de görevde oldukları düşünülürse, çıkıp hesap vermeleri gerekmiyor mu?
Ama vatandaşı, firmaları finans kesimiyle baş başa bırakıp, ekmek almak için kredi kartı kullanmak zorunda kalmış hale dönüşen insanların, yeniden borçlanmasını önledik diyelim. Öbür taraftan gelirlerini de kısıyorsunuz.
Yine diyelim ki, bu insanları hiç umursamadığınızı kabul ediyorum. Peki ama ekonomik olarak bu hesabın içinden nasıl çıkılacağını düşünüyorsunuz. Çünkü doluya koysanız olmuyor, boşa koysanız dolmuyor.
Türkiye’de ekonomi yönetiminin kendi hatasını ve ekonomi politikası olarak uyguladığı bu hatalar silsilesini, aradan sıyrılarak vatandaşı günah keçisi ilan edip, bir de tüketimle enflasyon yarattığını söylemek hem işbilmezliktir hem de insafsızlıktır.
Geçtim işin duygusal ve vicdani tarafını… Matematiksel olarak içinden çıkılamayacak bir durumu tespit edip, ondan sonra da çözümü için gelirleri kısarak, borçları da ödenebilir olmaktan çıkarttığımızın farkında değil miyiz?
İnsan gerçekten sormadan edemiyor. Bu hangi ekonomik modelin çıktısı?
- 1 Temmuz yaklaşırken…
- Şimşek’in navigasyonu mu düzeldi?
- AB kapısında kaçan fırsat
- İtirazın köprü olmadığının kanıtı
- Vatandaş geçime mi bakar; jeopolitik duruma mı?
- Bir garip açık
- Öğretmenim
- TÜİK’ten estetik operasyon
- Cirolar ne anlatıyor?
- Yıllık faizi yakaladık
- Bu sefer sektöre el koydular
- Talepte zayıflık mı?