'Türkiye; termal kaynakları, hamam kültürü, fermente gıdaları, zeytinyağı ve güçlü medikal altyapısıyla; küresel longevity (sağlıklı yaş alma) ekonomisinde özgün bir konum inşa edebilir'
Longevity ve biohacking alanının dünyadaki bir numaralı ismi Dave Asprey’in,
Furkan Lüleci’ye verdiği röportaj; Forbes Türkiye’de yayımlandı.
Biohacking akımının,
küresel ölçekte tanınmasını sağlayan
isimlerden biri olarak kabul edilen Dave Asprey;
çok satan kitapları,
sağlık ve performans optimizasyonu alanındaki çalışmaları ve
geniş uluslararası takipçi kitlesiyle;
longevity tartışmasının, en görünür figürleri arasında yer alıyor.
Bu nedenle;
Asprey’nin, Türkiye’ye dışarıdan bakarak yaptığı değerlendirmeler;
Türkiye’nin, sağlık turizmi iletişimi ve markalaşma potansiyeli açısından da
dikkat çekici bir perspektif sunuyor.
Röportajda;
Asprey’nin ana mesajı,
Türkiye’nin eksiğinin;
kaynak, kültür ya da altyapı değil;
bunları dünya ölçeğinde anlaşılır,
bilimsel zemini olan ve
güçlü bir hikâyeye dönüşen bir markalaşma diliyle sunmak, olduğu yönünde.
Asprey;
Japonya’nın “orman banyosu”,
İskandinavya’nın saunası ve
Yunanistan’ın Akdeniz diyeti üzerinden kurduğu küresel anlatılara, işaret ederek;
Türkiye’nin, benzer bir kategori sahipliği fırsatına sahip olduğunu belirtiyor.
“Sahip olduklarınız, olağanüstü.
Termal sular, fermente gıdalar, zeytinyağı, hamam kültürü,
bölgedeki en gelişmiş medikal altyapılardan biri.
Türkiye, hammaddesi eksik olan bir ülke değil.”
Asprey’ye göre;
Türkiye’nin, global longevity markası için en güçlü başlangıç noktalarından biri; hamam.
Röportajda;
hamamı, nostaljik ya da estetik bir spa deneyimi olarak değil;
ısı, arınma, toparlanma, sosyal ritüel ve beden farkındalığını bir araya getiren
çağdaş bir longevity protokolü olarak; yeniden çerçevelemek gerektiğini ifade ediyor.
“Ben olsam, hamamla başlardım ve
onu; sadece güzel bir spa uygulaması olarak görenlerin,
tanıyamayacağı bir hale getirirdim.
Çünkü; estetik dışında, hamam; aslında, geleneksel bir ısı ve toparlanma protokolü.”
Asprey, ayrıca;
Türkiye’nin, yemek kültürünün de
bu anlatının tamamlayıcı bir parçası olabileceğini belirtiyor.
Fermente gıdaların; mikrobiyom,
zeytinyağının; mitokondri desteği,
Türk mutfağının ise; hücresel sağlık perspektifiyle,
yeniden anlatılabileceğini söyleyen Asprey;
doğru hikâye kurulduğunda, Türkiye’nin sahip olduğu kültürel mirasın;
global ölçekte, güçlü bir longevity markasına dönüşebileceğini dile getiriyor.
Furkan Lüleci’nin Forbes Türkiye’de yayımlanan röportajı;
Türkiye’nin sağlık turizmi iletişiminde,
geleneksel hastane ve tedavi anlatısının ötesine geçerek;
kültür, bilim, deneyim ve destinasyon markalaşmasını birlikte ele alan;
yeni bir tartışma alanı açıyor.
Röportajın tamamı forbes.com.tr web sitesinde.
www.forbes.com.tr/forbes-
Tarih: 05-06-2026