romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort istanbul escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort hava durumu betturkey beylikdüzü escort beylikdüzü escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

'Sanayiciler için küresel siyasetteki ısınma ve soğuma evreleri, yeni yatırımlardan önce üretim ölçeklerine karar vermenin operasyonel parametreleri haline geldi'

'Sanayiciler için küresel siyasetteki ısınma ve soğuma evreleri, yeni yatırımlardan önce üretim ölçeklerine karar vermenin operasyonel parametreleri haline geldi'

 

Makine imalat sanayii konsolide verilerine göre;

yılın ilk beş ayında, serbest bölgeler dâhil; toplam makine ihracatı,

geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre; %0,7 düşüşle 11,4 milyar dolar oldu.

 

Miktar bazında ihracatta %10,7 oranında azalma olsa da

KG başına ortalama ihracat fiyatının %11’lik artışla 8,6 dolara yükselmesi nedeniyle;

değer bazındaki düşüş, çok sınırlı seviyede kaldı.

 

En fazla makine ihracatı yapılan ülkeler arasında;
1,4 milyar dolar ile ilk sırada gelen Almanya'da %8,6 artış yakalayan makineciler bu dönemde;
ABD'ye %30,3 artışla 949 milyon dolarlık satış gerçekleştirdiler.

İtalya'ya 531 milyon dolar,

Birleşik Krallık'a 448 milyon dolarlık makine ihracatı yapılan bu dönemde;
Irak ve Rusya; en fazla düşüş yaşanan ülkeler oldu.

 

Avrupa’daki durgunluk sinyallerini ve

Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) faiz kararının;
bölgedeki yatırım iştahına etkisini değerlendiren

Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz,

sektörün bu daralmaya karşı izleyeceği yol haritasını; şu sözlerle anlattı:

 

“Başlıca ihracat pazarımız Avrupa'da;
sanayinin dönüşümü ekseninde kurgulanan beklentiler,

maalesef; kıtanın iç dinamiklerinden kaynaklanan

derin ekonomik sorunları aşamıyor.

 

Birliğin lokomotif ekonomilerinden Almanya'nın,

pandemi sürecinden bu yana duraksaması ve

sanayide her yıl 100 binden fazla istihdam kaybı yaşamaya başlaması,

verimlilik ekseninde bir dönüşümünün,

tersine rekabet gücünün hızla aşınmakta olduğunu gösteriyordu.

 

Biz, bu kırılgan yapının toparlanmasını beklerken;
Avrupa Merkez Bankası'nın faiz artırımına gitmesi,

cılız durumdaki yatırım iştahını; tamamen baskılayan, bir fren etkisi yarattı.

 

Alman Makine İmalatçıları Birliği (VDMA) verilerine göre;
Almanya’da yurt içi siparişlerin %7,

Euro Bölgesi siparişlerinin %5 gerilemesi, bu daralmanın sahadaki net karşılığı…

 

İşte, bu öngörülemez tablo;

makine üreticilerimizden, değişen koşullara hızla uyum sağlayabilecek

üst düzey bir zihinsel çeviklik ve esneklik talep ediyor.

 

Daha ne kadar süreceği belirsiz bu süreçte;

ihracatçılarımız, Avrupalı müşterilerine;
teknoloji sınıfı ve otomasyon kabiliyeti yüksek çözümler sunmaya odaklanacaktır.

 

Ana pazarımızda sanayi hacmi daralırken,

makineciler; kıtada oluşacak tüm tedarikçi boşluklarını hızla dolduracak,

agresif bir yaklaşımla; hareket etmek zorundadır.”

 

Lojistik ve enerji maliyetlerinde sıçramalara neden olan

küresel jeopolitik gelişmelerle ilgili beklentilere de değinen Yılmaz;
diplomatik iyileşmelerin, sahaya yansıma sürecinde;
sektörün atması gereken adımları, şu analizle paylaştı:

 

''Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanmalarla teslimat sürelerinin uzaması ve

enerji fiyatlarında yüzde 50'ye varan sıçramalar nedeniyle;
bazı sektörlerde maliyetler, satış fiyatlarının da üzerine yükseldi.

 

Günümüz yöneticileri için artık; bilgi kıt değil,

aksine; her gün küresel piyasalardan, son derece yoğun bir veri akışı geliyor.

 

Fakat; kriz döneminde fark yaratan unsur,

bu karmaşık jeopolitik ve finansal bilgileri doğru yorumlayıp;
etkin şekilde kullanabilmekten geçiyor.

 

ABD ile İran arasında beliren uzlaşma zemini,

enflasyonist dalga yaratan bu baskıyı kırmak adına;
son derece değerli bir sinyal olsa da

reel sektörün tedbirli ve ağır işleyen doğası gereği;
masada atılan bu tür iyileşme adımlarının,

navlun ve enerji faturalarına yansıması; bugünden yarına olmayacaktır.

 

Makine sektörü, bu geçiş sürecinde;
tedarik zincirlerini çok daha dinamik yönetmek,

işletme sermayesini ve nakit akışını koruyacak finansal tedbirleri,

devreye almak zorundadır.

 

Jeopolitik yumuşamanın maliyetlere yansıyacağı güne kadar,

ihracatçılar için kârlılık yerine;

pazarda tutunma odaklı temkinli tutumun süreceğini, düşünüyoruz.”

 

Küresel piyasalardaki dalgalanmaların sürmesi ve

beklenen iyileşmelerin gecikmesi karşısında;
ihracatçının taşıdığı yükün arttığına dikkat çeken Yılmaz,

sektörün direncini artıracak adımları; şu şekilde özetledi:

 

“Tüm dünya, 2026 yılının ilk yarısında ağırlaşan faturayı;
bir süre daha taşımak zorunda.

 

Çoğu ülke;
sanayicisinin yüküne omuz vermeden,

rekabetçiliğini koruyamayacağının farkında.

 

Geçmişte, sadece imalat tekniğini geliştirmek sanayiciye yeterken;

bugün başarı ancak; finans, teknoloji, lojistik ve yönetişimi

bir arada harmanlayan, multidisipliner bir bakış açısıyla mümkündür.

 

Üreticilerimizin, yeni çözüm arayışlarını sürekli canlı tutmaları;
bu küresel faturaya karşı dayanıklılıklarını, maksimize edecektir.

 

İmalat sanayimizin rekabet gücünü korumak ve

firmalarımızın üzerindeki mali yükleri hafifletmek adına;
finansman piyasalarındaki tıkanıklıkların çözülmesi ve

sınırlı kaynağın, teknoloji odaklı alanlara yönlendirilmesi gerekir.

 

Çünkü;
stratejik sektörlerin,

teknolojik yenilenme yatırımlarından taviz verme veya

küresel pazardaki rekabetçiliğini kaybetme lüksü bulunmuyor.

 

Mali yükleri hafifletecek vergi teşviklerinin derinleştirilmesi ve

sanayicinin geleceğe yönelik yatırımlarını besleyecek

kredi kanallarının çalıştırılması konularında yapılacak düzenlemelerin,

sanayicimize güç vereceğine inanıyoruz.”

Tarih: 24-06-2026

FACEBOOK YORUM
Yorum