içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Okulların açılmasına kısa bir süre kala; tatilde değişen uyku saatleri, öğün düzeni, ekran kullanımı ve hareket alışkanlıklarının yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor

Okulların açılmasına kısa bir süre kala; tatilde değişen uyku saatleri, öğün düzeni, ekran kullanımı ve hareket alışkanlıklarının yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor

 

Çocuklar, daha kalabalık sosyal ortamlara ve

yeni eğitim-öğretim dönemine hazırlanırken;
bazıları, bu süreci heyecanla karşılıyor,

bazıları ise; uyum sağlamakta zorlanabiliyor.

 

Orzax Medikal Müdürü Dr. Göktuğ Göktaş,

"Okula dönüş, çocukların günlük yaşamında önemli bir değişim dönemi.

Düzenli uyku, kahvaltı, günlük hareket ve hijyen alışkanlıklarını

yeniden rutine dahil etmek kadar;
çocuğun okulla ilgili duygularını dinlemek de önemli.

Özellikle; süregelen kaygı ve okula gitmek istememe davranışları

göz ardı edilmemelidir.” diyor.

 

"Okula gitmek istemiyorum" cümlesinin,

her zaman basit bir isteksizlik olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çeken

Dr. Göktuğ Göktaş,

"Yeni bir öğretmen, sınıf değişikliği, arkadaş ilişkileri, akademik beklentiler veya

okul ortamıyla ilgili başka bir konu; kaygıya neden olabilir.

 

Ayrılık kaygısı, sosyal kaygı ve okul kaygısı,

okul reddiyle ilişkili önemli faktörler arasında yer alır.

 

Çocuğa; endişelerini anlatması için fırsat vermek,

onu dinlemek ve yargılamadan yaklaşmak önemlidir.

İsteksizlik devam ediyorsa;
'Okulla ilgili seni endişelendiren bir şey var mı?' diye sormak,

altta yatan nedeni fark etmeyi ve açık iletişimi kolaylaştırabilir." diye konuşuyor.

 

Tatil boyunca geç yatıp geç kalkmaya alışan çocukların,

özellikle ergenlerin; okul düzenine dönmesi zaman alabilir.

 

Ergenlik döneminde biyolojik ritim, daha geç uyuma eğilimini beraberinde getirir;

ancak; erken okul başlangıç saatleri, bu durumla çelişebilir.

Bu nedenle;

yatış ve kalkış saatlerini,

okul başlamadan birkaç gün önce kademeli olarak;
okul düzenine yaklaştırmak öneriliyor.

 

Çocuk ve ergenlerde;
uyku süresi, uyku kalitesi ve gündüz uykululuğu ile

okul performansı arasında anlamlı ilişkiler bulunduğunu da belirten Dr. Göktaş,

"Yeterli ve kaliteli uyku, gün içindeki enerji ve dikkat düzeyinin yanı sıra;
okul performansı açısından da büyük rol oynuyor.

Bu nedenle, yalnızca uyku süresine değil;
düzenli bir uyku alışkanlığı oluşturmaya da dikkat edilmeli."
konusuna vurgu yapıyor.

 

Araştırmalar; kahvaltının, açlık durumuna kıyasla;
çocuk ve ergenlerde, özellikle;
dikkat, yürütücü işlevler ve bellek gibi bazı bilişsel görevlerde

aynı sabah içinde olumlu etkiler gösterebildiğini ortaya koyuyor.

 

Ayrıca;
kahvaltıyı atlama ile

daha düşük akademik performans arasında, bir ilişki bulunduğu da belirtiliyor.

Bu nedenle, okul sabahlarının telaşında;
çocuğun güne düzenli bir öğünle başlayabileceği zamanı ayırmak, önem taşıyor.

 

Okul günlerinin önemli bir bölümü, masa başında geçiyor;

ayrıca ödevler, ekran kullanımı ve ulaşım da hareketliliği azaltabiliyor.

Fiziksel aktivite, fiziksel sağlığın yanı sıra;
akademik başarı açısından da kritik bir yer tutuyor.

Okul temelli fiziksel aktivite programlarını inceleyen araştırmalar;

bu programların, çocuk ve ergenlerde;
genel akademik başarı ve özellikle, matematik başarısındaki iyileşmelerle

ilişkili olabileceğini gösteriyor.

Bu nedenle, okul sonrası rutinde;
oyun, yürüyüş, bisiklet, spor veya

çocuğun keyif aldığı başka bir fiziksel aktiviteye yer açılması öneriliyor.

 

Dr. Göktuğ Göktaş,

konuya ilişkin; şunları söylüyor:

 

"Kahvaltıya zaman ayırmak ve

gün içinde hareketi desteklemek;

çocukların, fiziksel ve zihinsel açıdan;

güne daha iyi hazırlanmasına katkı sağlayabilir.

 

Sağlıklı beslenme ve düzenli hareket alışkanlıklarının,
okul döneminde;
günlük rutinin bir parçası haline getirilmesi, belirleyici bir adım.

 

Yeni eğitim dönemiyle birlikte, çocukların;
uyku, beslenme ve aktivite düzeni değişiyor.

Bu dönemde ilk adım, yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanması.

Seçici beslenme, yetersiz besin alımı veya

belirli vitamin-mineral eksikliği riski bulunan çocuklarda,

uzman değerlendirmesi sonrasında;
yaşa ve ihtiyaca uygun takviyeler, gündeme gelebilir.”

 

Çocukların, okulda çok sayıda akranıyla aynı ortamda bulunması;
özellikle, solunum yolu enfeksiyonlarının yayılması açısından; dikkat gerektiriyor.

 

Okullarda yapılan çalışmalar,

el hijyeninin; solunum yolu enfeksiyonları ve devamsızlık üzerinde

azaltıcı etkileri olabileceğini gösteriyor.

 

El yıkamayı, günlük alışkanlık haline getirmek;
ateş, belirgin halsizlik veya aktif enfeksiyon belirtileri gösteren çocukların;
dinlenmesini sağlamak ve

hastalık döneminde yakın teması en aza indirmek, önem taşıyor.

 

Göktaş;

"El yıkama gibi basit ama etkili hijyen alışkanlıklarının,

günlük rutine yerleşmesi; enfeksiyonlardan korunmada önemli bir adım.

Hastalık belirtilerinde, çocuğun dinlenmesi ve yakın temasın sınırlandırılması;
hem iyileşme, hem de okul ortamındaki bulaşın azaltılması açısından; önemli."

değerlendirmesinde de bulunuyor.

Tarih: 04-09-2026

FACEBOOK YORUM
Yorum